Geçen haftadaki sayfa görünümleri

Sayfalar

26 Ağu 2014

Güzel Masalım

            
           Nerede  miyim ?Yarattığım en güzel masalımdayım.Evim ,evimin  en güzel tarafı  merkezinde iki ufaklık olması.Büyümekteler  her gün,her yıl.Ama hep yanlarında değilim :( Uykudan önce masal anlatmak için ve rahatsızlandıklarında onları teselli etmek için gidebiliyorum.
             Sadece benim olan ve  başka kimselerinin olmadığı gariplerim..Bazen babalarını soruyorlar çok güzel bir gülüşü vardı diyorum.Oğlum vereceğim cevaptan biraz da ürker gibi sormalarda -Peki beni sever miydi ? Çok severdi  diyorum duygusal olduğun için .Duygulu insanları severdi diyorum..Bir gururlu çocuk gülümsemesi yerleşiyor suratına.Diğer miniğim ise peki beni diyor seni de eğlenceli bulurdu güldürürdün kesin Onu diyorum..Sanki duymak istediği buymuş gibi . ..
                İnsanların aslında bildiği çocuk sevmem isteme ayakları…Belki de paylaşmak istemediğim güzellikler olduğundan .
               Ama benim bildiğim bu en güzel dünyam  Şu an  yatağımızın  tam ortasındayım çünkü paylaştırmak gerek sevgiyi. 
             .Bir yanımda  doğurduğumda bile  o hisliliğini  sezdiğim , duygusal, tertemiz yürekli  oğlum .Her uyuyuşumuzda da ki anlattığım uydurma  masalları  sonuna kadar dinleyip anne bir gün bende senin gibi masalcı olacağım diye uykuya dalan bir çocuk…Bakışları içime işliyor Onun.  İnsanın böyle düşünmesi  doğru mu yanlış mı bilmiyorum ama  ilk o hayatıma geldiği için mutluyum huzur hissi verdi bana…
             Diğer tarafımda Ondan daha küçük ama daha akıllı ,oyunbozan kızım ….Kumral saçları dalgalı ,gözleri  dedesi gibi deniz mavisi …Oyun oynamayı çok seven  ve hiç yorulmayan bir minki bu.
         Tam ortalarındayım şu an. Bir masal anlatmaktayım   kulede esir kalmış kız ile Onu bulamayıp bu yolda ölmüş bir prens hakkında..Üzülüyorlar ..Hemen  yüzlerini mutlu edecek bir şeyler  diyorum. 
     - Bazı masallar hepte  görünen şeklide güzel bitmez ki diyorum belki de farklı bir Dünyadan geldikleri için  oraya geri gidip mutlu olmaları için bu gerekliydi diyorum.Bizde Onlara böyle düşünerek yardım edebiliriz  diyorum
       .Oğluma bakıyorum  hemen  gözlerini yummuş ;  nolur bulsunlar birbirlerini diye fısıldamakta
         Masalı bitirdiğimde Onlara bugünün  ayrı bir gün olduğunu bizimde aslında başka bir yere ait olduğumuzu ve eğer oraya gidersek  beni beklemek zorunda kalmayacaklarını ve  hep yanlarında olacağımı söylüyorum.Güzel sonları olan masallar anlattığım. Oğlumu heyecanını görebiliyorum diğer miniğim  ise durgun biraz.Dün midesi kötüymüş ondan pek halimiz yok gibi… :(  Öpüyorum  yüzlerinden ve Onlardan  göklere kadar uzanan sihirli  fasülye tohumunu   hatırlamalarını istiyorum .Ben hatırlıyorum anne diyen minik sesler kulaklarımda .. Birlikte    oraya gideceğiz  diyorum ..3 minik fasülye çıkarıyorum  geceliğimin cebimden .Gözlerinde çocuk merakları ..Ama hemen ekliyorum  bunları ekmeyeceğiz  tıpkı  Alice'  deki gibi yutacağız.Bir an duruyorum biraz korkmuşlar gibi.Hemen ekliyorum 
  -Ama korkamayın onun gibi dev olmayacağız sadece başka bir yere gidiceğiz hep birlikte…
       Oğlum sarılıyor biraz da ürkmüş ben senden ayrılmak istemiyorum anne diyerek  kızım da sokuluyor ..

        İlk önce temiz yüzlü meleğime veriyorum  fasülyeyi , öpüyorum ve kokusu içimde dönüyorum kızma . Çok heyecanlı farklı bir yer göreceğinden yutuveriyor susuz gülerek J.Bu yaptığı hareket beni de ister istemez güldürüyor b,r an vazgeçmek istiyorum ...Onu da öpüyorum saçlarından sonra bende alıyorum ..Gözlerimden yaşlar kafamda  düşünceler uyuyana kadar minki ellerini yüzlerini öpüyorum ..

              Şu an  Ne mi yapıyorum hayır kılımı kıpırtadamıyorum  sadece bakıyorum üçüne mutluluklarına …Şimdi dönüp de gidersem Onların  gittiğine inanamam. Onların gittiklerini hissetmem gerek  acı bir şeklide ... Derileri sarı mor renk aldığında ve kokmaya başladıklarında sinir hücrelerim uyarı verdiğinde   anlayacağım ki gitmişler…O zaman kürekle geri geleceğim solmuş bedenlerini alaıcağım ...

25 Ağu 2014

Aya

     Her yazı yazarken ve üzüldüğümde benim yanımda olan bir şarkı bu…O hep galip geldiğinde durmadan çaldığı bir yankı ...Kalkıp içimde isterik şekilde sevinç oynamalarında  , dönüp durduğu döngü...Beni  bana mahkum eden ….
    Konuşmayı   bir türlü beceremedim.. Düşüncelerim içimde kalması zorunda olunca  nasıl konuşur insan ?  Ve kimsenin olmadığını bilmek ne kadar acı verir ? …İçimle de konuşamıyorum ki ben .Yüreğimin ortasında bir kadın oturmuş boğazından gelen bir yankı. Sus diyorum sus artık ve rahat bırak beni !.Her gün boğuşuyorum bazen iki tokat atıyorum yere yığılıyor yorgun.Bazen  tutuyor yakamı ve beni hasta düşürüyor.Sıfırlanıyorum  bitki gibi öylece duruyorum  aranızda ,yanımda öldürülürseniz bile dönüp bakamayacak gibi kendi kendime ,kendi halime geçiyorum..Sizi hiç tanımıyormuşum gibi geliyor.Hiç sevmemişim gibi ,hiç sevişmemiş gibi....

      Yapma diyorsunuz dimi ?Yapmamak elimde değil yıllarca o kadın orada beni bana mahkum eden....Herkesten çok çaba sarf etmek zorundayım, insanlarla uyum sağlamak zorundayım .Ve bazen o kadar zor ki bu..Sıkıldım nefret ediyorum herkesten...Beni tanıyan insanlardan,tanımaya yanaşanlardan  ve tanıyacaklarımdan !!!… Onlar için ben sevimli ,ben şahsına münhasır , ben  saf.Ama bilmiyorlar ki anlayamıyorum onları ve bu beni ne kadar üzüyor bir bilseniz... Ben bir kuş,  çırpınıyorum anlamak için ….Ve sonucunda ne alıyorum yine ve yine  ; tipe bak yaa ,niye böylesin sevmeleri ,yanağımdan fıstık almalar,öpmeler….Beni en çok yaralayan bunlar..İnsanlardan bir bir uzaklaştıran …Sevimli olmak istemiyorum, beni ben yapan şeyleri istemiyorum…Beni rahat bırakın görmezden gelin mesela diğer insanlar gibi davranın ki geleyim yanınıza .Giyebileyim maskemi

23 Ağu 2014

İLK AŞK

Aşkın geldiğini hisseder ya  insan ve  fena bir şekilde gittiğini de...
     İlk aşkım ''dedem''
       Halen çok aşığım  ben Ona.Belki göremiyoruz birbirimizi   ama bir gün yeniden kavuşucaz..
    O gittiğinde hissetmişim.
  -Ağladın derdi annanem avaz avaz ve  o çocuk aklımla ben gittiğinde uzun bir süre (öğle vakti ölmüştü) öğle vakitlerinde   perdelerin arkasında ağladım ve O kadar çok dua ettim ki melek olayım,öleyim  dedemin yanına gidiyim diye... Yukarıda ki beni dinleseydi  10 yaşıma gelmeden ölürdüm heralde..
   Kafamda türlü türlü saplantılar oluşturmuştum ; Örneğin Küçükken büyüklerin dediği dini bir bilgi beni çok korkuturdu ve acabalardan dolayı hala korkarım.Mahşer günü yanında sevdiği,bildiği biri bile olsa farkedemiyecek,tanıyamayacak kimse birbirini.O kadar korkmuştum ki ya yanımdaki dedem olursa ve birbirimizi  farketmeyip ve ölece yan yana durursak diye...Ya da banyodaki klozetin kapağındaki kırmızımsı pas lekesi çocuk aklımla dedemin kanıydı ve ben ölesiye korkardım klozetten..Benim küçük araf larım böyleydi işte...
      Ben sevgisini de tatmıştım  ve acı dolu evresini de aşkın..Ve acıdan  kurtulamıyordum,küçücüktüm ama içim yanıyordu..
   Ama gene yardım eli Ondan geldi ..Mucizelere inanırım  çünkü yaşadım .Bir mucize gerçekleşti.Annanemin evi koca eski tip evlerdendi ve gölün tam karşısına düşen tepedeydi ,çocuk adımları için tepede sayılırdı ..
   
    Her neyse  ve ben bir gün  merdivenleri süpüreceğim diye tozuturken O ' nu gördüm karşıdan gülerek geliyordu.Yüreğim birden ferahladı .Kısa bir andı  hiç unutulmayacak ...Acımı aldı ve güldü gitti.Öldüğü gün çok beklediğimi hatırlıyorum , gelmemişti.Ama  işte O an yıllar önce gelmesi gerektiği saatte tepeyi çıkarak geldi..Benim için gelmişti .
      Ve büyüdüm ben Onsuz ama hep bir parçam Onunlaydı  kemik gözlük kullanmakta ki ısrarım da bu yüzden...Ya da gözlüklü insanları hep kalbimin kayırması gibi şeyler ve  nice bir çok daha şeyler...

     İşte böle benim aşkım.Ve  bu aşk hep  benimle.... Ve  bir gün  Biz yeniden tepeleri aşıcaz  birlikte  :)

25 Şub 2011

Çiçek Kız

     Ben ölüyordum...Her gün üstüme biraz ,biraz
daha toprak atarak sessizce,anlaşılmadan
öldürülüyordum...Başta  oyun bu demiştim .Evet evet oyun bu! Hatta
kendi üstüme toprak atmıştım ,gülerek
sana .Üzülme diye,yüreklendirmek için Seni, Senin
için ...
    Tamam, öldüm ben şimdi ! derken elimi tutmanın
ne anlamı var ?Halbuki Sen yorulma diye almıştım  küreği elinden..Bazen kafam
kaşınıyor ,kaşıyorum delicesine; kumlar dökülüyor ,ölü düşünceler
akıyor ..Bazen sadece bir oyun sadece bir oyun derken hatırlamak  gömmüştük beni demi hıımmm…Üzüldüm,toprağı değilde içimi kazıyordun sıkıldım mağrur ve mağdur olmaktan bir güç geldi.Artık oyunmuş 
miş muş gibi davranmaktan yoruldum.Elini tuttum ver dedim Ben yaparım bundan sonra yorma Sen kendini
dön hayata !
        Başta sadece toprak atıyordum hızlı hızlı ,kollarım ağrıyana,gün doğana kadar.Sonradan aklıma neden
bir iki şey dikmiyorum dedim; madem ki burada kaldım.Şu köşeye  bahçe menekşesi dedim kendimce, evet evet! Hem de zor şartlara alışık… Bir yasemin ve aaa unutmadım papatyalarımı ;basit ve sade bazen ayağınızla ezdiğiniz ama hiç size asla küsmeyen  kalender papatyalar... Derken bir baktım Bahçe olmuş.Her gün öptüm onları ,mis gibi yasemin,menekşe de biraz nazlı mı ne ? Papatyalar kıkırdıyor gene . :) Derken derken,uğraşırken bir baktım küçük bir kız çocuğu  geldi .Başta korkarak baktı  üstünde toprak  örtülü çiçek bahçesi kıza :)…Sonra birden çocuk masumluğuyla güldü ,sevmişti galiba yada  ilginç şeylerin çocuk aklını çelmesiydi. Kocaman açtım ağzımı  biraz toprak alarak  güldüm ,koşarak gitti .Güldüreyim derken korkutmuştum yavrucuğu..Ben toprağıma geri döndüm çok da düşünmeden. Ben menekşeyle konuşurken bir baktım O gelmiş,yanında bir arkadaşı kulağına bir şeyler fısıldadı ,gülüştüler Ben de güldüm. Güldük .Artık birkaç ay  sonra  bu kış gününde  ziyaretçilerim anneciklerinin sarmaladığı çocuklar oldu renkli renkli kızlar ,küçük adamlar…Baktım gülmek olmayacak; Sohbet gerek Dedim ki kiminle tanıştıracağım  sizi Menekşe Nazlıyı,Papatya Kızlarımı ve  Yasminimi tanıştırdım ..Onlarda memnun olmuş gibi konuklarımıza,  sağdan sola kıvırdılar gövdelerini .Çocuklardan en küçüğünün şaşırmış şeklide dona kalması hepimizi güldürdü.

24 Şub 2011

Nasıl ?

        
           Hızlı hızlı adımlar  yürüyordu yokuşa doğru ,adımlarını sıklaştırdı sokağın köşesini
döndü.Mabedin  kapısını açtı şiddetle .Kararlı bir  şeklide bekçiye ;
          - ''Onu görmeliyim! dedi Onu  görmeyelim !'' dedi..
          Ne olduğunu anlamayan bekçinin cevabını  bekleyemeden ,  içeri daldı kararlıca ;şalını indirdi
başından,mağrur bir şeklide omuzlarına döküldü saçları  ...Orada  kim olup
olmadığını umursamadan  başladı anlatmaya .Parmaklarını eteğinden etine geçerircesine hiddetli ...Anlattı güldü, anlattı ağladı .
 
       Dedi ne yapabilirim ?Nasıl ?

14 Ara 2010

Otobüste Akıldan Geçenler...

    Binerken;    Akbilim yok para vereyim bari...Muavin yok...O zaman muavinin hemen arkasındaki koltuğa oturayım hem kolay olur para vermesi hem de  buraya kimse oturmaz.
  
    Şoföre laf  atan adamın sözü;Abi özüne iyi bak!Öz derken özümüz nedir? İyi midir ,kötü mü? Gerçek mi, hayal mi?Peki benim özüm nasıl?Galiba soğuk havalar da hissediyorum O'nu..

   Muavin gazete okur; Neden erkekler ilk önce spor sayfalarına,kadınlar ise magazin ve fal ya da yaşama
bakar çoğunlukla ?Ben anlamıyorum? Ya siz ?
   
   Karaca ahmed' in önünden geçiyoruz ;Sakın okuma mezar taşlarını,unutkanlık yapar!Yılmaz Ailesi'ni
ezberledin halbuki si...Zaten çocukluğumdan beri  anıları,isimleri,kişileri,kötü şeyleri bol iyi şeyleri azar azar
unutuyorum  çokta fark etmez galiba reset atan  bir beyin var  ve sadece rüzgar hissi...
  
   Libre Zingarina; Seviyorum bu şarkıyı .Hiç bir hareket yok sadece sözcükler anlamsız güzel bir ton...
 
  Binen adamın suratı;(Lie To Me izlemenin  etkisi) Saldırgan bir durulukta ;durakta bekleyen kız da ise bir
tedirginlik hissi  mevcut sanki....

 Bugün konuşulanlar;Herkes biraz hasta galiba,sorunlu kişilikler klubüne hoş geldiniz!Galiba insanlar çok
şaşırtıcı.Her defasında  görüp her defasında şaşırmak buna denir herhalde...
 
    Karşımda ki adam; Kadına bir şeyler diyor ama baskı kurar gibi,heyyyy sen bireyselliğine engel
oluyorsun ve aslında yanında değilsin bencil bir
piçsin sadece,sevdiğine inanmıyorum  bakmıyorum
Size....
 
    Ay incem ;Kalkayım..Yanımda oturan
mesaja daldı.şimdi koca çantası da var bana
müsaade edene kadar Üsküdar'a inerim ,toparlan kardeşim!Eve gidince  Dizi izlerim birde kitap okuyum dün serviste uyuyunca yarım   kaldı en güzel yerinde kitabım
 
    Kapıda;Açıyorum,sakinleş,bekle biraz!Unuttun mu kadın vermiştik ya  kedişi .Kendi oğlun gittiğinde de böyle çok gün geçirmiştim yanılgı
hissiyatı .Güzel varlıklar...

 Bilgisayar başında;Hım bir şeyler yazabilirim deftere değil bu kez buraya  :)

7 Ara 2010

Masal Dünyası

    Aslında masallardaki gibi değilmiş…Pamuk
Prenses ve 7 cüceler değilde; bir kadın ve açlığını
doyurduğu, tam olmayan ama iyi olan 7 erkekmiş 
ama beklediği kibirli bir  prense 7sini de gözden
çıkarabileceği ,arıza adamı bekleyen Pamuk
Prenses..
   
   Saat 12 olunca yakışıklı prensine değil de
kalın yağlı enseli konağın,köşkün sahibine
gidiyormuş;adamın canavarlığını doyurarak belki de
bir gün kendi de evin kadını olur diye bir umut Külkedisi. Her gece 12 de ucuzundan jartiyeriyle….
  

     Gepotto Usta'nın ,iyi yumuşak suratının altında ;artık kendini hiçbir kadın kabul etmediğinden kendi seks oyuncağını yapan adam varmış  neden mi? Nedenler değil önemli olan sonuçlarmış.Eğer oyunlarımızı
başlarına anlatırsan  Pinokyo,burnun uzar sakın unutma!Bunlar sadece oyun der Gepotto Usta …
   
    Böyle anlatılmamıştı masallarda ,öğrenmek için bizim büyümemiz lazımdı.Romantik filmleri sevmemizde bu
yüzdendir  aldanmışlık ,edilgenlik halini sürdürme..Kimse seks yapmak  istemez herkes güzel kalır ve herkes
sadece sevmeye  çalışır ve mutlu son.Kendi bekleyişimiz de…Bu yüzden iç geçirmeler ,sende olmayanı
istemeler.İste, sende ne yoksa iste! Tüket,anlama!Sevmek filmler gibi  1.45 saat sadece sonuç hatta daha da kısa …Bu yüzden


    
    Yapılan bir araştırmaya göre teknoloji ve tüketim artıkça  insanlar daha ilkel ve aç oluyorlarmış.Hoş geldin
tüketim dünyası  :)Yeni ama boş olan imgelerinle adapte olabilir miyiz? Neden olmasın? :) Hayat sadece
kimyasaldır bunu öğrendik kimyasal bileşenlerinin uymadığı birini iki tırnağımızın arasından fırlatmayı da
öğrendik,biz birini sevip, kaybedip yeniden sevme kısmını  görmedik,yırtılmıştı o bölümler kitaptan ya da sadece filmlerde izlemek hoştu; bilenlerimiz ise o kadar az ki  ;dibine kadar biliyorum O'nu ama yine de seviyorum , beni hiç tanımasan da deyip geçiştirmeler yaşıyorlar…

    Biliyoruz uyum sağlamalıyız. Daha yeni imgelerle uzaklaştırarak kendimizi , çok konuşmayı ama bir şey
anlatmamayı seçiyoruz  ya da daha duyarlı olanlarımız ise sadece izleyip susmayı tercih ediyorlar galiba
bunlar daha az adapte olabilenlerimiz ..İnançlı topluluk yazık bırakalım güzel yanına tutunsun küçük
dünyasında….

        Hayat ne çok öğretiyordu insana misal sevmediğin bir durumda samimiyetsiz bir şekilde kibar
olmayı ama uzakta kalmayı…Ama en güzel olan sessizlikti ama bu kızgın olan sessizlik değil sakinlik sessizliği keşfe dalar gibi…

     Düşünmemek  gerek çok da uzun  uzadıya kendinde ki egoyu atarak olduğu gibi kavramak ayaklarını vurup Şarlo  gibi  geçmeyi  bilmek.. Hayat bize  çok şey öğretiyordu ,bizi oluşturmak için herkesin tabağı ayrı.